Dileklerinizi Toplayın

 

Gerekli Malzemeler

Bir miktar kırmızı ip

Birkaç madeni para

Beyaz kâğıt

Kırmızı kalem

Gül ağacı

Akarsu

 

Bir Hıdırellez telaşıdır gidiyor. Tabii herkesin de kendine özel, referanslı ritüelleri var. Karaların sultanı Hızır ile denizlerin hâkimi İlyas Peygamber, her yıl 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece gül ağacının altında buluşurlarmış. Bizler de “belki o gül ağacı bizimkidir” diye umutlanıp dileklerimizi gül dallarına asıyoruz. Laf aramızda, yıllardır bütün bir yıl bu geceyi ben de beklerim.

Dilekler, hayaller tabii ki gerçekleşsin; herkesin umudu mutluluk olup kucağına konsun. Ama bütün bunların dışında, Balkanlar’dan Orta Asya’ya, tarihler değişse de devam eden ne güzel bir gelenek bu. Sahip çıkılması gerekiyor ki UNESCO da 2010 yılında bu güzel günü Somut Olmayan Kültürel Miraslar Listesi’ne aldı.



Herkes anlatıyor, ben de kendi ritüellerimi anlatayım; içimde kalmasın o zaman. O gün bıçakla yeşillik kesilmez, büyük temizlik yapılmaz, gece çöp bırakılmaz, bulaşık yıkanmaz. Borç verilmez, alınmaz; hatta mümkünse para harcanmaz. Hamur yoğurulur, unlu bir şeyler pişirilir. Gece yatarken pencereler azıcık açılır ki Hızır A.S. içeri girsin. Kavanoz kapakları açık bırakılır ki içeri girdiğinde bereketinden bize de versin. Salıncakta sallanırız ki bütün bir yıl hafif geçsin.

 

Evrenin dili sembollerle konuşur; dilekler resim olarak çizilir. Kâğıt ya da madeni parayla, bir kırmızı iple, mümkünse kese içinde gül ağacına asılır. Ateşten atlanır; tüm kötü enerjiler baharla beraber eskide kalsın, yeniye temiz geçelim diye. Ertesi gün gül ağacından alınan dilekler suya bırakılır. Para da kısmeti açsın, bereket versin diye cüzdana konur. Bir kırmızı ip bileğe bağlanır; bütün bir yıl sağlıklı olalım diye en az yedi gün bilekte kalması şarttır bu arada.

 

Peki bunlar yoksa? Kamp ateşi yakmak zorunda değiliz; kül tablasında da olur ateşimiz, hatta küçük bir mum bile yeter. Akarsu olmak zorunda değil; bir bardak suya bırakın o zaman. Gül ağacı şart değil; balkondaki sardunya da iş görür, parktaki söğüt dalı da. Kâğıt kalem şart değil; parmağınla kuma yazsan bile olur. Ama hayal şart, umut lazım; onlar olmadan olmuyor. Bir de iyi niyet…



İsteyen saray dilesin, isteyen küçük huzurlu bir yuva. İsteyen üç tekerli bisiklet, isteyen son model bir araba. Bir bebek olsun, konsun kucağına; minik avuçlarıyla sarsın annesinin elini. Bir kalp olsun, omzuyla destek olsun sevdiğinin başına. Bereket olsun, yağsın yuvalara; şifa olsun, dağılsın tüm acıların üzerine. Barış olsun, sarsın tüm dünyayı.

İnsan umutlarıyla yaşıyor, umutlarıyla yeşeriyor. Dileklerinizi dileyin ve Yaradan’a emanet edin. Benim bu yıl dileğim, Hz. Hızır’ın hepimize yetişmesi.


Yazar: Pelin Çetin

Emeklerinden dolayı Sayın yazarımız Pelin Çetin'e teşekkür ederiz.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski